CENAB ERSÖZ İLE GÜNÜN YORUMU
-
Günün Yorumu - 26 Temmuz 2010 - 1
Akıllarından mı, niyetlerinden mi şüphe etmemizin ayırdına varacak düşünce anlarından merhaba
...
Halkın çocuklarla benzerliği tespit edilmiş. Halk da çocuklar gibiymiş; saf ve temiz… Hepsi de eşit ve özgür doğdukları için…
İnsanların düşünceleri ve inançları, hiçbir şey onlara meydan okumadığı sürece geçerliliğini korur herhalde?
Aynı, kullandığımız paraların, hiç kimse onları sahte diye geri çevirmediği süre geçerliliğini koruduğu gibi…
Her yeni güne insanlığa saygı duyarak başlamamıza –en azından Yaradan’a şükran sunmaya- bizlere ne engel olabilir?
Sanki İbadetin koşulu, kuralı varmışçasına… Hani, Allah kendine yapılan her ibadeti kabul etmez diyenler de çıkar mı bilemem!
Bakmayın siz: Allah’ın kullarına indirdiği vahiyleri Allah’a tekrarlamayı; dindir, ibadettir diye şartlandırılmışların ezberlerine… Onlara göre kendinizin doktoru olabilirsiniz, kendinizin avukatı da olabilirsiniz… hatta tüm zanaatkârlıklardan da anlayabilirsiniz… ama kendinizin hocası, kendinizin hafızı, kendinizin imamı, kendinizin şıhı, papası, papazı, hahamı; zinhar ha olamazsınız…
Tüm cemaat, tarikat ehli; şıh, hoca, imam, el etek öpmüş iman sahipleri buna karşı durur, isyan ederler… Avazları ayyuka çıkar, afakları sarar… Sanki her biri kendi kitap yazmışçasına…
Sevgili Peygamberimizin Müslümanlık uğruna en fazla mücadele ettiği, bir karış sakallı olduğu söylenen Ebu Süfyan’ın torunu Yezidin–ki onun da suratında bir karış kıl bulunduğu rivayet olunur- Halife olduğunda, Osman zamanında çoğaltılmış Kur’an’ların toplatılmasına mı güvenir, bu münafıklar acaba? Sevgili Peygamber’imizin sünnetidir diyecek kadar kafir olanları da vardır. Sevgili Peygamberimiz; herhangi bir sure, herhangi bir ayetle kendine vahiy edilmeyeni kendi sünneti kabul eder mi? Sevgili Peygamberimizi de mi kendi çıkarları uğruna şirke batırmak ister bu münafıklar? Ey Allah’a iman edenler. Allah aşkınıza söyleyin: Kur’an’dan başka, dinimizin farzlarını öğreneceğimiz bir kitap tanır, bilir misiniz? Yoksa yalnız onlara mı mahsustur: Kur’an’ı okumak ve yorumlamak?..
Bazı münafık aklı evveller Kur’an’ı anlamak için “önce mezhebini belirle” derler, Kendi şıhlarının, kendi hocalarının, kendi mollalarının sakalını, eteğini öpmedi diye; Allah’a inananları ötelemenizi öğütlerler… Kendi battıkları şirkin içine seni de batırmak isterler…
Sanki başına sarık saran, suratında bir karış kıl bırakanlar, haşema giyenler; altından Kevser şarabı ırmaklar akan cennetin ırmak kıyılarını kapacaklar! Ya da türban denilen ucubeye dolananlar, kara çarşaflara bürünenler, burka içinde boğulanlar kupayla değil de testiyle Kevser şarabından dolduracaklarını mı sanırlar?
Bir insan, başka bir insanın Yaradan’ına yakarışından nasıl çıkar düşünebilir? Bir insanın ibadeti nasıl başkalarının çıkarı olabilir?
İnsanlar, müsaade edin burada söyleyeyim, kusurumsa bağışlayın: Allah’a yakışmayan insanlar, Allah sevgimizi, insani yapılarla, ilahiyatla, vatikanla, diyanetle, papalarla, hahamlarla, hoca efendilerle insanları korkutmak için nasıl kullanabilirler?
Süleymaniye Camiinin girişine de poster asmışlar: “Nerede olursan ol Allah’tan kork” diye. Be ehli iman: neden korku? Sevmek mi, korkmak mı?
Neler sokmaya çalışırsınız Yaradan’la kullarının arasına?
Nereden biliyorlar?.. Allah’ın yanında mıydılar? Kim, kimin dedikleri?.. O hoca efendileri mi? O mu Allah’ın yanındaydı demek istiyorlar?
Din günü sahibinin Allah olduğuna iman edenler. Aklınıza her geldiğinde Allah’ı yüceltin. Zekâtınızı verin. Yaşamınızı zorlaştırmadıkça orucunuzu tutun. Eğer tutamıyorsanız kefaretini ödeyin. Şahitlerin yeryüzünde olduğu sabahın o saatlerinde duaya durun, günün ortasında da, gün akşama varınca da… Gecenin bir kısmını ibadete ayırın. Eğer bunları yapamıyorsanız da Allah’ın, size şah damarınızdan yakın olduğuna iman etmiş olarak bu dünyada kötü işlere bulaşmadıysanız, bu dünyada yüzünüzü kızartacak bir şey yapmadıysanız ahiretten niye korkunuz olsun?
Ben sizlere, sevgili Peygamberimize vahiy edilen Ahkâf suresinin 13.cü ayetini kanıt gösteririm ki: “Şüphesiz Rabbimiz Allah’tır” deyip sonra da dosdoğru olanlara hiçbir korku yoktur, onlar üzülmeyecekler de” der...
Ey din/iman tacirleri; ezberleterek insanlara doğrulattıklarınızın ticaretini yapmanın size ne kazandıracağını sanırsınız?
Yaşadığımız şu dünyanın ne kadarını diğer insanların haklarını gözetmeden kendinize ayırabilirsiniz ki?
Demokrasilerde her şey ortak yarar için değil midir? Hak, adalet, eşitlik, özgürlük kelimelerinin içeriği sizlerde ne anlamlar taşımaktadır?
Allah’ın ziyadesiyle karşımıza çıkaracağına inandığımız, Allah’a verilecek borçlar bulmayı arayacak düşünce anlarında buluşuncaya sağlıcakla kalınız…
Eklenme Tarihi : 20.07.2010 15:53
30 kez okundu.












