CENAB ERSÖZ İLE GÜNÜN YORUMU

  • Günün Yorumu - 19 Temmuz 2010

    Düşünce anlarından merhaba...

    Düşünmek, aklı kullanmak: sürekli sağ elini kullanan birinin sol eliyle bir şey yapmak zorunda kalması gibi bir şey değildir.

    Mesela kolayından düşünürsek; Yaradan, eğer beynimizin, vücudumuzun isteklerine kulak vermesini istemeseydi kafamızla vücudumuzu birlikte yaratmasının bir anlamı olmazdı. Vücutsuz düşünen kafalar, kafasız düşünmeden hareket eden vücutlar olarak yaratılırdık sanırım...

    Mesela, hâlâ insanların yönetilmesi için fetakulliler, katakulliler çevriliyorsa bunca zamandır dünyada bir düzen kurulamamış demektir. Bizler yerine düşündüklerini söyleyenler bizleri istedikleri yönlere kanalize etmek için bilinçlerimize hükmetmek, bilinçlerimizi ele geçirmek istiyorlar.

    Yersiz, yurtsuz kalmaya katlanılabilinir, dilsiz ve dinsiz de yaşam sürdürülebilinir. Tarihinizin olmaması da sizi yaşamdan koparıp alamaz... ama ya geleceksizlik?...

    Geleceksizlik nerdedir? Soyun devam etmesinin endişelerinde mi, bölünüp parçalanıp köle olmanın korkularında mı?

    Toplum içerisinde aynı yaşam uğraşlarında yaratılan saygınlıklarla haz ve huzur sağlayıcı erdemler ne uğruna terk edilebilir? Benzerlerinden üstün gözükmek mi?

    Açılımlar giydirilmiş ayrıştırmalar hangi halkların yararınadır? Hangi aptal insan soyu ölen öldürülenlerin kanında ikbal bekleyip ellerini ovuşturur?

    Olsa olsa ancak çıkarlarının ganimetleri karşısında şapşallaşa kalmaktan gurur duyan koltuk sevdalıları, sandalye heveslileri...

    İşte aramızda böylesine insan müsvettelerinin bolluğu arasında hamasetle lâf cilalayıp sorunları başkalarının sırtından çözümünü umut etmek yerine bizler düşünmek zorunda değil düşünmeye mahkûmuz. Düşünme cezasına çarptırılmışız...

    Düşünce düşündüğüne kıyamadığı için...

    İnsanın öz varlığı kadar zengin olan düşüncesi öz varlığın zenginlikleri devam ettiği müddetçe yeşerir. Yeknesaklıktır tek düşmanı. Düşünmenin yoksullaşıp kısırlaşmasına sebep olur. İnsan sevmeye kalbini kullandığı müddetçe, vicdanına müracaat etmesine engeli olmadıkça, bilgilerinin deposu zihnini kullandıkça düşünceleri kendisine nice uzak görünen ufuklardan haber taşıyacaktır daima...

    Ruhsuz, aşağılık, algılaması zayıf, zalim insan taslakları ise sadece yok etmek için yaratılmışlardır. Doymak bilmez zevklere tutunurlar, ikiyüzlüdürler, kendini beğenme ve küstâhlıkla doludurlar, yanlış sonuçlar çıkartır ve saf/temiz olmayan gizledikleri amaçlar güderler. Hilafet, saltanat benzeri abuk sabuk yüzlerce boş hevese kapılmışlardır. Kendi tutkularını tatmin için haksız kazançlarla yüklü zenginlikler edinmek en öncelikli hedefleridir. Bu amaçları için ama dünyevi ama uhrevi toplumsal duygusallıkları niyetlerine alet edip zedelemekten, yaralamaktan, yok etmekten hiç geri kalmazlar. Birçok yanlış düşünceyle yoldan çıkmış, yanılgı ağına dolanmış, özlemlerinin zevklerine bağlı olarak iğrençlikler içinde yüzerler. Kendini beğenme kibir, övünmeyle dolu, zenginlikle şişinmiş bu kişiler Yaradan yerine Allah'ın kuluna biat etmekten de geri kalmazlar... Lakin eskinin saygın insanları önünde saygıyla eğilmeyi kendilerine zul sayarlar... Bencillik, güç, gurur, şehvet ve öfke ile birbirine bağlanmış bu kötü insanlar doğruluk ve dürüstlüğün yanından geçmez hatta nefret ederler. Bu nefret dolu zalim ve alçak insanlar, bitip tükenmeyen zenginlik hırslarıyla yüzlerinde sırnaşık sırıtışları bizleri aldatmaya ve kandırmaya karşımıza tekrar tekrar başka başka roller oynayarak çıkmaktan da hiç geri durmazlar...

    Sizler böylesine bir cezayı hak edecek ne yaptınız? Evet, ne yaptınız?

    Neler yapmamızı düşünecek düşünce anlarında buluşuncaya sağlıcakla kalınız...



    ...

    Eklenme Tarihi : 30.06.2010 14:57
    52 kez okundu.