CENAB ERSÖZ İLE GÜNÜN YORUMU
-
Günün Yorumu - 12 Temmuz 2010
Yeni bir düşünce anlarından merhaba...
...
Üzüntü halka gereklidir.
Halk, üzüntülerinden doğan kederini alın yazısı saymalıdır.
Üzüntüleri olmalıdır ki; üzüntüleri yok edecek pembe vaatler satanlar iktidarı alabilsinler... üzüntülerimiz olmalı ki bizleri Yaradan'ın merhametine sığındıracağını saçmalayacak, Allah'ın inayetini kullarının üzerine indireceğini üfürecek dini palyaçolar çıkabilsin...
Üzüntü: insanda eylem kudretinin azalmasını, umutların körelmesini, faaliyetlerinden caydırıcı ve insanı destek aramaya iteleyen bir duygudur.
Üzüntüleri olmayan insan medet mi umar?
İnsan sıfatı içine sokmadığımız: tembeller, başkasının sırtından asalak geçinen hırsızlar, haydutlar, düzenbazlar, entrikacılar ve bunların hasbelkader yüksek makamlara erişmiş olan insan taslakları sözümüz dışıdır...
Bir ulusun ahlâk ve törelerinin onun değer verdiği şeylerden ayırmaya kalkışmak kadar boşuna çabalamaktan öte ne vardır?
Tüm dünya halklarının beğenilerini ortaya koymak kamuoylarının duyarlılığındadır. Kamuoyunu istediğiniz gibi yorumlayabilir misiniz? Hayır... Kamuoyunu ancak dile getirebilirsiniz...
İnsan her zaman güzel olanı ya da güzel bulduğunu sever...
Bir düşünün lütfen. Erdemli yaşayarak elde edeceklerinden başka, insanı huzurlu kılacak, mutluluk verici ne vardır?
Ve bu yüzden değil midir ki, dürüst insanlar mutludurlar...
Yine bu sebeptendir ki toplumun görüş ve düşünceleri gelişip yükseldiği müddetçe, o toplumun ahlâkı ve töreleri kendiliğinden arınır.
Ahlâk, anane ve gelenekler toplum yaşayışına baskı oluşturmuyor ve yeniliklere anlayışla açık olabiliyorsa yasalara görev mi düşer?
Tutku, öfke ve açgözlülük. Bunlar ruhu yok eder.
Ruhu olmayan bir insan neyi hissedebilir? Neleri duyumsayabilir? Kibrinden, insanları sadakasına muhtaç gören biri, insanlara anlayış gösterebilir mi? Dile getirilen toplum sorunlarını kavrayabilir mi?
Karşılığında bir şey bekleyerek veya ileride bir kazanç umarak ya da isteksizce sadaka veren veya yanlış yerde, yanlış zamanda uygun olmayan kişiye saygısızca ve aşağılayarak sadaka verenle doğru yerde, doğru zamanda, uygun kişiye ve karşılığında hiçbir şey beklemeden sadaka veren bir olur mu?
Kişi inançtan yapılmıştır; kişi inandığına göre hareketlerini belirleyen değil midir?
İnsana öfkeyi, nefreti, zulmü, işkenceyi reva gören, ülke sorunlarına çare olacağı yerde ülkeyi çözümsüzlüklere gark eden birilerinin inançlarını sorgulamaya gerek mi kalır artık?
Başbakanınıza bakınca neler görüyorsunuz?
Tutkulu mu? İktidar hırsına sahip biri mi? Halkın verdiği oylarla halka hizmet için getirildiği makamdan, halk için kendi isteğiyle ayrılabilir mi? Öfkeli mi? Kendi isteğine göre oluşmamış her durum karşısında hemen asabileşiyor mu? Nasıl bir evde oturmaktadır? Oturduğu ev sadaka verebilecek insanlar arasında olduğunu yansıtıyor mu?
Buna benzer daha birçok soru olabilir. Hatta cevabını merak ettiğiniz, sizden başka kimselerin aklına getirmediği herkesin kendine özel soruları?
Artık onları da lütfen varın sizler sorun...
Sorularınıza bulacağınız cevapları ayrıştıracak düşünce anlarında buluşuncaya sağlıcakla kalınız...
Eklenme Tarihi : 30.06.2010 14:56
33 kez okundu.












