CENAB ERSÖZ İLE GÜNÜN YORUMU
-
Günün Yorumu - 14 Haziran 2010
Düşünce anlarından merhaba.
...
Atalardan dedelere, dedelerden babalara, babalardan çocuklara geçip gelen, ekmeklerini topraktan tırnaklarıyla söküp alanları yaşatmayıp süründüren ücretler ne alınyazısıdır ne de Anayasa gereğidir?
Ancak hükmedenlerin beceriksizliğinin tespiti ve emeğin/emeğinin değerini bilmeyenlerin kabullenmesindendir...
Tutku ve nefretten doğan hayal perdesine gölgesini düşüren cahiller, halkın gerçeklerine ne kadar yakın olabilirler?
Kendilikleri/kişilikleri silinmiş -ulemalarının sözünden çıkamayan- değersizlik duygusuna kapılmış insanlar hangi cesur ve dirayetli kararları alabilirler?
Ayağı çıplak kalanlar, sırtı başı açıkta kalanlar; kendi geçmişleri üzerine kafa yormayan, bulundukları duruma gelmelerinin nedenlerine ilgi göstermeyenlerden ne bekleyebilirler?
Acılarımızı, üzüntülerimizi saklayamayız. Kendi acımızı inkâr ettiğimiz sürece ne kendimizin farkında olabiliriz ne de bizlere adeta işkence uygulayanların acımasızları...
Kibir ve şişinmiş anlayış pozunu takınmamızın bizlere sağlayacağı yarar var mıdır?
Eğer adil isek, eğer Hak'tan yana olanlarsak, eğer demokrat olabiliyorsak; ihtiyaçların, isteklerin, duyguların susturulması karşısında nasıl sessiz kalabiliriz?
Aramızdan bazıları yapıştıkları koltuklarından kalkmamak, gemicik yüzdürme heveslerinden olmamak uğruna insanlıklarından koparak yaşam dolu olanlara ve sevgi duyanlara karşı kin ve öfke makinesi haline geliyorlar.
Onlar da Halktan değil miydiler? Şimdi neden Halka düşmanlık etmektedirler?
Düşünmek zorundayız... Düşünerek sorunlara çözüm bulmaya engel mi vardır?
Sevmeyi, gülmeyi, eğlenmeyi, ümit etmeyi bilen, mekanikleşmemiş, robotumsu bir yaşam idame ettirmeye mecbur bırakılmayan insanların kavgayla, dövüşle, nefretle, kinle alıp veremedikleri olamaz. Bu insanların arasında Türk-Kürt ayrıcalıkları, açılımları, emeğin sömürülmesi, inançların siyasi çıkarlara alet edinmesi sorunlar yaratamaz.
Bu yaratılan sorunlar ve daim kanatılan yaralar, şöyle bir dışarıdan bakıldığında aşikâr görülecektir ki dışarıdakilerin ve kendilerini dışarıdakilerin hizmetine adayan içeridekilerin sorunu ve çıkarınadır.
Bu yüzdendir ki kendilerimizi herhangi bir görüşün peşinde kurban olarak hissetmeye hazır olmak, saldırganlık edenlere, ettirenlere hesap sormak yerine onun oynadığı oyunlara alet olmamızı kolaylaştırır. Bizler insanız, düşünürüz... kurban olamayız...
Düşünmek zorundayız. İbadetlerimizi yerine getirircesine... Bize verilene şükredercesine. Akılla ödüllendirilmiş kulların Yaradan'ına hamd edercesine.
Yaradan'a şükretmeye yeni bir düşünce anlarında buluşuncaya sağlıcakla kalınız...
Eklenme Tarihi : 24.06.2010 18:51
38 kez okundu.












