CENAB ERSÖZ İLE GÜNÜN YORUMU

  • Günün Yorumu 22 Şubat 2010

    Dün gibi genç olduğumuz, geleceğe yatırım yapma arzusu duyduğumuz umutlara açılacak düşünce anlarından merhaba...
    Olanları "iyi" ya da "kötü" ifadesiyle betimlemede yaslandığımız doğrularımız nelerdir? Eğer yeni bir şey toplumun yararına oluşuyorsa "iyi", topluma zarar veriyorsa "kötü" demez miyiz?
    Kötüler üzerinde hiç durmaz, hiç anmaz, hiç hatırlamayız... İyileri taşımıştır geçmişten büyüklerimiz, iyileri aktaracağız gelecek kuşaklara.
    İyilerdir destanlaştırılanlar, nesiller boyu anlatılan...
    Her ne kadar bir musibeti bin nasihate yeğlesek de dersimizi iyilerden çıkarırız.
    Hırsızlar ve haydutlar kendi aralarında paylaşımda ve dayanışmada uydukları kuralları var diye iddia edebilir misiniz ki; hırsızlıkla ve adam soymakla geçinen insanlarda ahlâk ve adalet kaideleri olsun.
    Sanır mısınız ki her Allah adını ananda iman olsun, itikat olsun, inanç olsun. Allah'ın adını Allah'ın kullarını kandırmak için kullananlara yazıklar olsun... olsun da; Yaradanı, Allah'ı insana şah damarından yakınken, bir insan bilinciyle kendini kötülüklere nasıl alet eder? Ben buna şaşarım...
    Böylelerinin ya imanı, inancı yoktur ya da başlarında akılları... akılları varsa da fikirleri sadece kendi çıkarları...
    Din dille ikrar, yürekten inan ve imandan ibaret değildir. Eylemlerinizde gözükenlerdir de dininiz. Dininiz sadece tuttuğunuz oruçta kıldığınız namazda değil, dininiz yaptığınız işlerdedir. Dininiz insanlara davranışınızdadır. Dininiz Yaradan'ın yarattıklarına nasıl sarılıp benimsediğinizdedir...
    Dünü yaşadınız geçtiniz... Dün aklınıza gelmemiş de olsa bugün hatırlayıp şükredebilirsiniz... Lakin; dün Allah'a ne borçlar verdiniz? Bugün Allah'a, ahret yaşamınızda sizin için çoğaltacağı ne kadar borç vereceksiniz? Yoksa ibadet ediyorum diye, Allah'ın size vahyettiklerini, Allah'ın bildiklerini yine kendisine tekrar etmekle mi yetineceksiniz?
    Kişisel çıkara odaklanmış düşünceler bizleri daha önemli meseleleri düşünmekten daima alıkoyar.
    Daha da kötüsü, sadece maddiyat edinmeye şartlanmış bir kafa yapısı ve alışkanlıklar kötü alışkanlıklardan olup bizi rekabete, kıskançlığa, hâkimiyet kurmaya, zalimliğe ve Dünya'yı saran hemen hemen her türlü ahlâki kötülüklerin kucağına iter, onların esiri eder... özellikle de çarpan çırpan, talancı bir güç kullanımına sevk eder...
    Bundan dolayıdır ki güce inanan insanlar, düşünceleri ve arzuları maddi çıkarların esiri olmuş insanlardır... Katiller ve hırsızlar amaçlarına ulaşabilmek için komşularına karşı güç kullanan insanlar değil midir?
    Bir hırsız ya da zorba, büyük hırs ve uğraşlarla edinmiş olduğunuz maddi değerleri elinizden alabilir, ama manevi edinimlerinizi elinizden alabilir mi?
    Sizi öldürseler dahi sanatınızı, fikirlerinizi, yüreğinizdeki sevginizi alabilirler mi? Güç bu meseleler karşısında çok aciz kalır... Gücün sözü ancak maddiyata geçer...
    Herkesin ortak malı olan ilkeler yanında, Türk Ulusunun kendine bir düzen sağlayan ve yasalarını kendine özgü bir duruma sokan birçok nedenleri vardır... Bizler Arap ırkından değiliz. Misafirine verdiği değeri göstermek için, üşümesin diye ilk gece eşiyle yatıran Eskimolardan da değiliz...
    Yargılamada yavaş, anlayış göstermede hızlı, her insana duyarlılık ve şefkat gösteren Türk Halkının öylesine yasaları vardır ki mermere, tunca, yapraklara, kitaplara yazılı değil, yüreklerindedir... gönüllerine kazınmıştır...
    Son yıllarda yeni bir moda yaratılır oldu. Kandillerde diğer İslam devletlerinin camilerinden mevlit yayınları yapılıyor. Oralarda okunan mevlitlerde olağandır Atatürk ve silah arkadaşlarının ruhlarına rahmet gönderilmemesi, dualardan haberdar edilmemeleri... Sözüm sizedir ey saptırılmış akıllılar...
    Saptırılmış akıllılar, bizleri dinimizden etmeye çalışan dinini bilmez yobazlar... Anlayamadığınız bir şey var: Zamanın bizlere getireceği ne türlü yenilik veya değişiklikler olursa olsun, içimizde yurt ve özgürlük ateşi sönmediği müddetçe, bu ülkede Mustafa Kemal ATATÜRK her zaman hayır, şükür ve minnetle anılacaktır.
    Düzenin iyi olmasını engelleyen yönetim yönetimden sayılır mı?
    Ne dersiniz, yönetimin Ordu'ya ve Yargı'ya karşı tutumları hayrımıza mıdır, şerrimize mi?
    Ordu'nun emekli ve muvazzaf subaylarının, generallerinin tutuklanmaları toplumun YARARINA mıdır ZARARINA mı?
    Devletin Cumhuriyet Savcısının tutuklanması toplumumuza İYİLİK midir yoksa KÖTÜLÜK müdür?
    NE DERSİNİZ?
    Kötü bir insanın en kötü hali nedir, biliyor musunuz?
    En kötü hali: "iyi biri gibi görünmeye çalıştığı halidir." Kendilerinin sahip olamadıkları değerlerden diğerlerinin de keyif, huzur almasını içgüdüsel olarak engellemeye kalkışanların kıskançlıklarıdır en kötü halleri...
    Bize yöneltilen telkinlere karşıyım. Başkalarının içimize sinmeyen önerileriyle kendimi oyalayamam. Yaratılmak istenen tek tip insan modelinin, modern zamanların kölelik anlayışı olduğunun bilincindeyim. Kişilerin mutluluğu için çok büyük öneme haiz duruma getirilmiş olan para ve gücün adaletsiz dağılımına karşıyım.
    Hekimi görünce titremeye başlayan akılsız ve ödlek hastalar gibi, ortadan kaldırmak için bile olsa, dertlerine dokunulsun istemeyenler, maddi edinimlerin ötesinde iyi bir yaşam: insanın kafasını karıştıran kısıtlamalar ve yönetmeliklerde değil, özgürlük ve özgür bir yaşam isteğindedir...
    Kanunlar, genel istemin kamuya bildirilmesinden başka bir şey olmamasına rağmen, yasalara karşı çıkan yine kamunun bireyleridir...
    Kanunlar, yasalar, hükümler, yönetmelikler iyi bir yaşamı garanti edemez ama iyi bir yaşam mutlaka iyi yasalar yapar...
    Nefretten kaynaklanan eylemler her ne kadar acı ve özveri gerektirirse gerektirsin görev sayılamaz. Dünya için gerekli umut ve yaşam sadece sevgide bulunan öğelerdir...
    Nasıl ki hiçbir medeni devlet insan kurban edilmesi talebinde bulunan bir dini inanca müsamaha etmeyeceği gibi bende şahsi çıkarları için toplumu tehlikeye atmaya hazır olduklarını düşündüklerime hiçbir zaman hak veremem.
    Ben iktidarın yaptıklarını onaylamıyorum.
    Ülke meselelerine ilgi göstermeyenler... Sizlerin kaprisleriniz ilgisizliğiniz yüzünden, olaylara azınlığın güçlü istekleri nasıl hakim olmaktadır, ibret alın lütfen... Çoğunluğa egemen olma içgüdüleri ve düşmanca duygularıyla isteklerini elde etmede her yolu mubah buluyorlar...
    AKPli Milletvekili Ahmet Akdoğmuş bakın ne demiş? "AKPye karşı çıkanların kanı bozuk" demiş...
    Siz o yüzden benim dediklerimi kulak ardı edin. Olur ha sizler de "kanı bozuk"lardan sayılmayasınız!...
    19 Şubat tarihli sözcü gazetesinden aktaracağım şunları okuyun da sizler "KANI BOZUK" yerine konmayın...
    "BAKAN: Selamünaleyküm...
    CEMAAT ÜYESİ: Aleykümselâm sayın bakanım. Uğraşıyoruz. Suudi Arabistan'a gidiyorum Cumhurbaşkanıyla. Orda bir şirket kurmuştum, imzayı atacağım, bir taşla iki kuş birden vuracağım.
    BAKAN: İyi ediyorsun, Allah yolunu açık etsin.(Bakanlık ettiği yurdundan başka yerde şirket kurana, Bakan'ın ettiği niyaza dikkatinizi çekerim)
    CEMAAT ÜYESİ: Dönüşte bir istişare yapsak sayın bakan. Finansman-nakit para- sorunumuz var da...
    BAKA: Dön gel de görüşelim."
    Evet, görüyorsunuz işte... Sizler, onların aralarında konuşmalarına kulak verin de "kanı bozuk"lardan olmayın...  
    Sizlerden bir ricam var. Onların dillerinde taşıdığı kendi şerefsizliğini gösterir kelimeyi, ibret olması sebebiyle burada kullanmak zorunda kaldığımdan beni bağışlamanızı diliyorum.
    İyi bir yaşamdan yana düşünceler üretecek yeni bir düşünce anlarında buluşuncaya sağlıcakla kalınız...

     

    ...

    Eklenme Tarihi : 03.03.2010 04:52
    53 kez okundu.