CENAB ERSÖZ İLE GÜNÜN YORUMU
-
Günün Yorumu 15 Şubat 2010
Esirgemesi, bağışlaması bol Allah'ımın adıyla başlarım.
...
Ey iman edenler! Allahtan korkun ve doğru söz söyleyin...
Sosyal yaşamımız gereği imzaladığımız toplum sözleşmelerimizde; adalet kavramına dayalı hak eşitliğinin yüklediği ödev ve görevlerden sızlanıp kaçınmayacak, haksızlığa yatkın yanlışlığa elverişli olmayacak, kişisel kazançlarımızın ancak toplum kazancına dayalı olduğunun farkına varacak düşünce anlarından merhaba...
Bugün söze, Ahzâb suresinin 70.ci ayetini aktararak başladım. 2.ci, 3.cü ayetleri ile Araf suresinin 2.ci ayetini arka arkaya devam edeyim: Sana Rab'binden vahyedilene uy. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır. Amellerinde elinden geleni yap daha sonrasını Allah'a bırak, vekil olarak Allah yeter. Rabbinizden indirilene uyun, O'ndan başka velilere uymayın. Ne az öğüt alıyorsunuz.
Evet, size şah damarınızdan yakın olanı tekkelerde, türbelerde, kubbelerde, dergâhlarda arayanlar...
Vahyedilene uymayı unutup, kendine veli, vekil etmeye, olmayacak hikmetler peşinde ulemaların, üfürükçülerin, çıkar tezgâhı kuranların, zındıkların, kâfirlerin ardına düşenler: "Şüphesiz Rabbimiz Allah'tır" deyip sonra da dosdoğru olanlara hiçbir korku yoktur, onlar üzülmeyecekler de" diyor vahyedilen Ahkâf suresinin 13.cü ayeti...
Ne demelidir şimdi: "Anayasayı ve milletin bölünmez bütünlüğünü koruyacaklarına" ant içip sözler verenlere?
Bir memleket iyi bir şekilde yönetiliyorsa fakirlik ve düşkünlüğün varlığı utanç vericidir. Bir memleket kötü bir şekilde yönetiliyorsa; çocuklarını ancak burslarla okutabilen birinin, sülalesine milyon dolarlık evler alabileceği zenginliğinden ve satılmış şeref gibi şeylerin varlığından utanç duymalıyız.
Evet, ne demelidir şimdi? Lütfen sizler de düşündüklerinizi dile getirsenize!..
Kerelerce sınanmıştır yeryüzünde: açgözlülere zenginlik vaatleriyle, inatçılara el uzatarak, budalalara kaprislerini tatmin ederek, düşünenlere ise doğruluklarla egemen olabilirsiniz... Kendi gelecekleri ile ilgili planları olmayanlar başkalarının planlarına dâhil olurlar.
Siyaset bu günden ileriyi, geleceği planlamaktır. Lakin hiç kimse deneyimlerini önceleyemez, yarını bugünden bilemez. Ya da yeni bir nesnenin vereceği beceri ve duygunun ne olacağını tahmin de edemez. Üfürenler, sonrası hakkında pek bir bilgisi olduğunu iddia ededuranlar için ise; Peygamberimiz: "gaipten haber verdiklerini iddia edenler var ya, onlar bizden değildir," demiştir.
Evet, yaşam geçmişe bakarak anlaşılır, ama daima ileriye doğru yaşanır. Bu yüzdendir ki siyaset ileriyi planlamaktır. Hayal gücüyle değil elbette. Eldeki sınanmış, kanıtlanmış prensip ve kurallardan taviz vermeyen azim ve sebatkârlıkla...
Her ne kadar siyasette: kötüler iyilerin sermayesi de olsa; yapılamayanlar üzerinden siyaset yapmak: geleceğe ait düşüncelerinizin veya gerçekleştirmek istediğiniz ideallerinizin olmadığını gösterir.
Bu sebepledir ki siyaset içeriğinde katiyetle tutucu, muhafazakâr, gerici tutum ve davranışları barındıramaz.
Her kim ki; siyaset sahnesinde muhafazakâr ve gerici hayalleriyle yer edinmeye kalkışırsa, onun yurttaşları için bir düşüncesi olamaz. O sadece kendisini şak şaklayan işbirlikçilerinin çıkarları için bol keseden vaatlerle yerine getirilemeyecekleri dile getirerek kendi çıkarına bakacaktır.
Uygulama makamının, erk sahibinin, yapma gücünü elinde bulunduranın ağlanıp sızlanması olası mıdır?
Hiç kötülük görmediğini söyleyebilenler: herhangi bir kötülük görmeyince, hiçbir yardıma ihtiyacınız da kalmaz mı diye düşünürsünüz? Kötülükler ortadan kalkınca açlık, susuzluk, gelecek endişeleri de ortadan kalkmış mı oluyor size göre?
Bir Başbakan ki sözlerinde düşler mi olur yoksa gerçekler mi?
Başbakan ki; söylediklerini yapan ve yapacaklarını söyleyen bir insan olmak zorunluluğunda değil midir?
Bazı insanlarla beraberce çalışabiliriz. Fakat esas meselelerde beraber olmadığımızın farkına varırız. Esas prensiplerde beraber olduklarımız da olur, fakat bunları uygulama hususunda anlaşmaya varmadıklarımız olur. Uygulama hususunda anlaşabilsek dahi olaylar hakkında hüküm vermelerde ayrılabiliriz. Lakin hakikatler bu dünyada, dünya tarafından bize verilenlerdir. Hakikat dünyada var olmanın insani yoludur. Ve hiçbir hakikat insan imalatı değildir.
Bunun içindir ki, hakikati, doğruyu söylemek dünyaya karşı dürüst olmak, dünyaya inanmaktır? Yaradan'a yakışır kul olmaktır...
Ulemam bilir diyenler, sizler ne dersiniz?
Sizlerin dedikleri her akşam televizyonlarda... İşsizlik çare beklerken, emekli geçim gözetirken, memur, emekçi, çiftçi, köylü çoluk çocuğunun geleceğine endişeler, tasalar, kaygılar doğururken, sizlerin ağzınızda eşinizin türbanı ve gözyaşları...
Bu davranışlarınızla mı bir daha oylarımızı almayı, sizlerin sadakalarınıza muhtaç kalacağımızı sanırsınız?
Kendim adına dâhil halkın adına da aklınıza şaşarım...
Yeni bir düşünce anlarında buluşuncaya sağlıcakla kalınız. Esenlerim sizleri...
Eklenme Tarihi : 13.02.2010 01:51
77 kez okundu.












