CENAB ERSÖZ İLE GÜNÜN YORUMU

  • Günün Yorumu 18 Ocak 2010

    Yeni bir düşünce anlarından merhaba…
    Demokrasilerde insanlara dayatılan Siyasi Otorite’nin gereksinimlerini, giderlerini yine Siyasi Otorite’ye mecbur kılınmış insanlar karşılıyorsa; başlı başına sırf bu bedeli ödemek, insanlara siyasi otoriteyi denetleme hakkı tanımaz mı?
    Güçsüzlere yetki verip güçlerini üzerimizde uygulama hakkı tanıyorsak onları başımıza zorba kılmıyoruz ya…
    Eh onların da ulemalarının vereceği fetvayla “gökten zembille indiklerini iddia edecek” halleri yok…
    Bir hava durumundan ibaret de değiller: akşam TV den dinlediğimize göre tedbirimizi alıp sabah onlara uygun evden çıkalım…
    Hükümet: güveni hak eden veya bazen bu güvene ihanet eden insanlar arasında bir ilişkidir. İnsanların birlikte yaşam düzenlemesinde yemin etmek ve söz vermek yer alır… Vaatler insanlarla, yemin etme/ant içme Yaratan’la yüzyüzedir…
    Toplumsal yaşam içerisinde doğanın insanlara dayattığı bireysel çıkarlar, toplumsal görev ve ödevlerini yerine getirme karşılığıdır. Lakin hangi tür bireysel çıkar, insan türüne döneklik etme ya da yaşadığı çevreye ihanet etme hakkı tanır? Sizler böyle bir haklılık biliyor musunuz? Sizleri böyle mi yetiştirip büyüttüler? Çocuklarınıza çalmayı çırpmayı, vatanı-devleti-milleti bir kenara bırakıp kendi çıkarlarına bakmalarını öğreterek mi büyütüyorsunuz?
    Nasıl aldanıp kanıyorsunuz kendi nesline döneklik edebilenlere, yaşadıkları dünyaya ihanet etmekten çekinmeyenlere?
    Adaletliydiler, kalkındıracaklardı…
    Yedi yıldır neden reva her türlü adaletsizlikler bu ülkeye, sizlere? Yedi yıl önceki kalkınmışlığınızı, refahınızı sorup aramanız niye?
    Bunca yaşattırılan eziyet, dert, zulüm; tecrübe olarak yetmez mi sizlere?
    Yetmediğine, ders almadığınıza inanıyorlar, güveniyorlar ki dertlerinize derman diye şimdi de sarıgüller sunmaya kalkışıyorlar sizlere…
    Eee,  insan nezaketinden, asaletinden uzak kabadayılık el üstünde tutulur oldu ya… sağa bağıran sola çatan, İsa’ya da yaranmaya Musa’ya da yaranmaya kalkışan Muhammedi bilmezlere, sağını anlamaz soluna dönemezlere Devlet yönettirmek prim yaptı ya bir kere.
    Bir düşünür müsünüz lütfen? “Türkiye’nin önünü açın, bana yer açın, Amerika’yı dolandırmış geliyorum, mazotu bir liraya satacağım” diye avazı çıktığı kadar bağırıp, helikopteriyle gezen gençten biri vardı… Bir düşünün lütfen… Ona dahi ne ümitler bağlanmıştı…  Amerika’yı dolandırmayı beceren dünyayı satardı… Şimdi nerede? Türkiye’yi beğenmedi tatil için Fransa sahillerini seçti… Sarıgül ne olur? Kokusu bitip solmaya başlayınca ne yapacaksınız? Vazonuzdan çıkarıp hangi derdinize derman merhem eylersiniz? Nereye atarsınız?
    Derdinizi, kederinizi, tasanızı bir süreliğine unutmak için ailece karşısına geçtiğiniz, adı artık “aptal kutusuna” çıkmış televizyonlar mı söyleyecek sizlere yönetici olarak kimleri seçeceğinizi? Televizyonların söylediği gerçek, kendi yaşadıklarınız hayal mi görünür oldu sizlere?
    Her şeyi ucu ucuna denkleştirmeyi düşünürken biraz da emekliler için, emekçiler için, memur için, üretici için, esnaf için, çiftçi için, köylü için kimler bir şeyler yapabilir diye düşünemez misiniz?
    Kendi çıkarını düşünmemek, kendini adamak, kendini feda etmek insanların kendi kendilikleriyle gerçekleştirdikleri bir başarıdır yoksa anayasanın ortaya koyduğu bir kanun değildir. Kanunlar halk için canınızı, kendinizi feda etmeyi sizden isteyemez…
    Kafdağını iğne ile yerinden ayırmak için kuvvet ve yardım Hak’tandır, gerisi lâf…
    İnsanlar (birilerince belirlenmiş) yapmaları gereken şeyleri, yapmak isteyecek biçimde şartlandırılarak yönetilecek programlanabilir makineler midir?
    AKP Hükümetleri zamanında işsizlik oranı, şimdiye değin görülmemiş miktarlara çıkmış. Adalet Bakanı feryadı figan mahpushanelerde yer kalmadığından yakınıyor..
    Gelecek nesillere aylaklar ve suçlular nüfusu miras bırakmaktan daha büyük bir kötülük yapılabilir mi bir ülkeye?
    Buna ses çıkarmayan, üstüne üstlük daha da gelişmesine katkı yapmaktan geri durmayan yöneticilerinizin aymazlıklarına nasıl dur demeyi düşünmektesiniz? Onların kendilerine gelmesini, gelmezlerse bıraktırıp gitmelerini nasıl sağlayacaksınız?
    Bu konuda düşüncesi olanları, düşüncesini dile getirmek isteyenleri programımızda ağırlamak üzere yeni bir düşünce anlarına kadar sağlıcakla kalınız…
     

    ...

    Eklenme Tarihi : 07.02.2010 12:28
    92 kez okundu.